fonksiyonel beslenme

Fonksiyonel Beslenme

Fonksiyonel beslenme kavramı hayatımızı yeni girmeye başladı. Hiç tartışmalı diyet tavsiyelerinin kafanızı karıştırdığı oldu mu? Nikel diyeti, alerji diyeti, keto diyeti gibi ortalıkta uçuşan onlarca adet beslenme “stratejileri” nedir gerçekten? Doğru besleneyim derken nerelerde hata yapıyoruz? “İdeal” beslenme planı derken neyi kastediyoruz? Aradığınız mucizevi planı bulmakta zorlanıyor musunuz? Yoksa sağlıklı besleneyim derken işimizi daha da karmaşık hale mi getiriyoruz? Fonksiyonel beslenme nedir ve nasıl uygulanır?

Cevaplar düşündüğünüz kadar karmaşık değil aslında.

Birine fonksiyonel beslenme önerisi verilirken, kişinin sağlığı, diyeti ve genel yaşam tarzı bütün yönleriyle göz önünde bulundurulmalıdır. Kişinin metabolizmasının bize sunduğu ipuçları sayesinde beslenme şeklini kurgulamak pekala mümkündür. Dikkatli bir analiz ile fonksiyonel beslenme kişinin sağlık problemlerini teşhis etmenize yardımcı olabilir. Çünkü hastalıklara tek pencereden bakmak bizi sağlıklı sonuçlara ulaştırmaz. Kişinin karaciğerindeki eliminasyon süreçlerini ve genetik alt yapısı dikkate almadan ona beslenme önerilerinde bulunmak, istenmeyen sonuçlara neden olabilir. Örneğin çok bilinen greyfurtun sitokrom P450 enzim sistemini yavaşlatması sonucu ilaçların yarılanma ömrü uzayacak, tüketilen ürünlerin kanda bulunma dozlarının artması nedeni ile de istenmeyen yan etkiler ortaya çıkacaktır. Metabolik süreçleri doğuştan hızlı veya yavaş olanlar gıdalara farklı tepkiler verirler. Bu gibi durumları göz ardı ederek herkese aynı yaklaşım tatbikî tedavide yetersiz kalacaktır.

Vücudumuz aslında bize hastalıkların oluşumundaki sorunlarla ilgili bazı ipuçları vermektedir. Standart tıp uygulamasında ise bu semptom ve belirtiler ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır.

Bu nedenlerden dolayı, fonksiyonel beslenme söz konusu olduğunda aynı kalıplarla ilerlemek mümkün olmamaktadır. Günümüzde hassas tıp adı verilen kişiye özel yaklaşımlar ile hücresel seviyeden başlamak üzere iyileşmeyi tetikleyen son derece özelleştirilmiş bütünsel bir sağlık perspektifi sunulmaya çalışılır.

Hastalar Değerlendirilirken Göz Önünde Bulundurulan Hususlar?

  • İyi bir anamnez
  • Organların gözden geçirilmesi
  • İlaç ve takviyelerin analizi
  • Mevcut diyet ve yaşam tarzı alışkanlıkların takibi
  • Tıbbi test sonuçlarının değerlendirilmesi

Fonksiyonel beslenme Stratejisi Nasıl Takip Edilir?

Popüler düşüncenin aksine, tek bir fonksiyonel beslenme diyeti yoktur. 

Bunun yerine, sizin için doğru diyet stratejisi, özel sağlık kaygılarınızı gidermek için tasarlanmış olan strateji olmalıdır.

Bunun yanında sağlığınızı önemsiyorsanız veya herhangi bir sağlık sorununuz yoksa yararlı olduğu bilinen kalıplarla ilerlemek mümkündür.

Fonksiyonel beslenme planında izlemesi gereken beş ana ilke şunlardır:

1. Temel Besin Maddeleri Her Gün Alınmalıdır

Yemeğinizin bileşenleri bütün vücudun yapı taşlarını oluşturur. Günlük gıdalarda bulunan vitaminler, mineraller, esansiyel yağ asitleri, amino asitler, probiyotikler ve kompleks karbonhidratlar sağlıklı yaşam sürdürmek için gereklidir. Her gün bedenin ihtiyaç duyduğu şeyler ile beslenerek, sistemi sağlıklı tutabiliriz.

2. Zararlı Gıdalardan Kaçının

Günümüz dünyasında, gıda sektörünün inanılmaz düzeydeki ticari iştahı nedeniyle yiyeceklerimizin içeriğinin ne olduğu ve nasıl üretildiğini anlamak her zamankinden daha önemli hale gelmiştir. Fabrikalarda üretilen hayvansal ürünler, GDO’lu bileşikler ve böcek ilaçları gibi zararlı kimyasallar, sindirim sisteminin zararlı bileşenlere maruz kalmasına neden olur. Bu nedenle içeriğinden ve güvenliğinden emin olmadığınız çöp gıdalardan mümkün olduğunca uzak durmakta fayda vardır. Ancak yediğiniz şeyin ne olduğundan eminseniz o zaman rahatlıkla ağzınıza belki atabilirsiniz.

3. Kaliteli Gıdalar

Tıpkı arabanızdaki yakıtın kalitesi ile motor performansı arasındaki ilişki gibi yiyeceklerinizdeki bileşenler de vücudun ne kadar iyi çalışacağını belirler. 

İşlenmiş abur cubur gıdalarla ya da koruyucu içeren ambalajlı gıdalarla midenizi doldurmak mide bağırsak sisteminin işleme ve emilim süreçlerinde aksamalara neden olacaktır. “Sindirim sistemi ne yersek öğütür ve bizim için faydalı olanları ayıklar,” şeklindeki düşünceler hatalıdır. Doğal gıdaların kaynağı toprak ve bununla beslenen canlılardır. Toprağı yok sayıp farklı formatlarda ürün elde etmek aslında insan organizmasının alışık olmadığı bir durumdur. Organizma yeni gelen durumlara alışır alışmasına ancak verdiği genetik tepkiler farklı olabilir. Kimi insanda genetik alt yapısı nedeniyle herhangi bir sorun olmaz iken kimisinde de küçük bir sebep bardağın taşmasına neden olup yıllarca çözülemeyen sorunlara neden olabilir.

4. Bağırsak Sağlığı Önceliğimiz Olmalı

Hipokrat, sağlığın bağırsakta başladığını ve bittiğini, gıdaları işlemeye hazır olmayan bir sindirim sisteminde dünyanın en besleyici yemeğini yeseniz bile size hiçbir fayda sağlamayacağını söyler. 

Bağışıklık sisteminin yüzde sekseninden fazlası bağırsakta bulunur ve doğru şekilde çalışmazsa enfeksiyonlar, iltihaplanma, otoimmün hastalıklar ve hormonal dengesizlikler kaçınılmazdır. Flora dengesindeki bozulmaların hastalık oluşumunda önemli rol oynadığı bilinen bir gerçektir. Zararlı flora elemanlarının çoğalmasındaki en önemli neden sindirilmeyen enerji verici gıdaların kalın bağırsağa ulaşmasıdır. Sorumsuzca her önümüze geleni yemek başlı başına temel sorundur.

Sindirim sistemi enerji ihtiyacında açlık hissi ile bizi zaten uyarmaktadır. Bu hissin bile artık neredeyse unutulduğu bir çağda yaşıyoruz. Midenin ihtiyacından ziyade göz ve damak zevki ile hareket ediyoruz. Gözün kabul ettiğini mide, damağın kabul ettiğini bağırsaklar kabul etmeyebilir. Sindirim işinde aslan payı mide ve bağırsak sistemine düştüğünden onların neyi kabullendiği çok daha önemlidir. Gaz, şişkinlik, kabızlık ve midede yanma yaptığını bildiğiniz gıdaları ısrarla yemeniz hastalıklara çıkarılan bir davetiyedir. Tadını ve kokusunu beğendiğiniz her bir gıda bağırsaklarda soruna neden oluyorsa ısrarla bu hatayı tekrarlamak başınıza iş açabilir. Sistem ne zaman isteyeceğini, neyi canı çektiğini ve nelerin zararlı olduğunu zaten biliyor ve size bildiriyor. Sistemin uyarılarını dikkate almalı ve ona göre hareket etmeliyiz ki başımız ağrımasın. Tabii ki hangi uyarının nereden kaynaklandığını bilmek şartıyla…

5. Mikrobiyomunuzu Önemseyin

Sindirim sisteminde güçlü bir mikyobiota olmadan sindirimin sağlıklı olma olasılığı yoktur. İnsan bağırsağında vücudunuzu oluşturan tüm hücrelerin on katı kadar bakteri bulunur. Bu bakteriler topluca mikrobiyom olarak adlandırılır. Bağırsak bakterileri bağışıklık sisteminin sağlıklı çalışması, zihin sağlığı ve hafıza oluşumu gibi onlarca süreçte rol alır. Mikrobiotanın sağlıklı olması için gıda içeriğindeki probiyotiklerin fazlaca olması gerekir. Mikrobiota dengesinin bizim lehimize olması tamamen yediklerimizle ilişkilidir.

Fonksiyonel Beslenme ile  Başarının Sırrı Nedir?

Vücudunuzun daha sağlıklı olması için gıdaları tıpkı bir ilaç gibi kullanmalısınız. Besinlerle ilişkinizi yeniden gözden geçirip sağlıklı seçimler yapmalısınız. Fiziksel ve duygusal yaşamınızın her yönüyle birbirine bağlı olduğunu göz ardı etmemeliyiz. İç sesinizle sürekli olarak diyalog halinde olmalısınız.

Beslenmenin dinamik bir süreç olduğu asla unutulmamalıdır. Yaşam tarzı ve diyet sürekli olarak değişkenlik arz etmelidir ve sizin için neyin faydalı olduğu neyin olmadığını bulana kadar bu süreç işletilmelidir. Başarılı sağlık yönetimi, vücudunuzun farklı etkenlere nasıl yanıt verdiğinin farkında olmanızda ve böylece başarı için sürekli olarak ayarlamalar yapmanızda saklıdır.

Çağımızda sürekli olarak hayatımıza ticari amaçlarla fonksiyonu olmayan gıdalar sunulduğu ve sağlığımız sürekli olarak tehlikeye atıldığı için fonksiyonel beslenme stratejileri artık vazgeçilmez hale gelmiştir.

Daha sağlıklı bir yaşam için daha dikkatli, daha bilinçli ve daha doğal tarzda beslenmeye özen göstermeliyiz.

 

Görüşmeyi Başlat
💬 Randevu Talebi
Merhabalar ,
size nasıl yardımcı olabilirim